Konum
Anasayfa > multimedya > Röportajlar > “Bu sefer sağ gösterip sol vurabiliriz!”

“Bu sefer sağ gösterip sol vurabiliriz!”

90’lı yılları kasıp kavuran ‘Kesmeşeker’ isimli Türk rock topluluğunun kurucusu Cenk Taner ile Shaft programı öncesinde laf lafı açtı.

Türk rock müziği tarihine önemli katkıları bulunan şarkı sözü yazarı, gitarist ve solist Cenk Taner, 90’lardan bu yana müzik hayatına devam etmekte. Bugüne kadar 8 albüm çıkartmış olan müzisyen, 2004 yılında deneme metinlerinden oluşan ‘Andıran Otu‘ adlı kitabı çıkardı. Şu sıralar yeni bir kitap ve albüm projesi üzerinde çalıştığını belirten Kadıköylü güzel insan ile bugün, dünü andık.

Sizi müziğe iten şey ne oldu?

‘İçsel bir durum sanırım… Çevre şartları, yaşadığınız yer, aile koşulları, akrabalar ve radyo hepsi birleşince bir şey size iyi geliyor. 7-8 yaşlarında size iyi gelen o şeyin tam ne olduğunu isimlendiremiyorsunuz ve o şey aslında ruhunuzu kurtarıyor. Belki yalnızlık da dahildir tüm bunlara. Aslına bakarsanız hemen hemen pek çok müzisyenin ağır bir yalnızlık geçmişi var. Yazmaya iten sebeplerdir bunlar.’

İlk yazmaya başladığınızda özel bir ilham kaynağınız var mıydı?

‘Aslında kütüphanedeki kitapların sırtlarındaki yazılara bakıp onları söz olarak kullanarak ilk bir şeyler söylemeye başlamıştım. Esas olay enstrüman çalmaya başladıktan sonra toparlanıyor tabii. Daha bilinçli yazmaya başlıyor insan.’

Buradan Uzaklara’nın hikayesi nedir?

‘Şarkı açıklamak hem zor hem de tehlikeli bir iştir esasında. Aslında bir şarkıda kim hangi imayı buluyorsa bence şarkı odur. O şarkıyı değil de bence o albümü ele almak lazım. “İzin Vermedi Yalnızlık” albümü bana göre bir dönemin kapanışı ile diğer bir dönemin açılışıydı. Çok yaşanmış bir albümdür. İçinde yalan dolan yoktur; samimidir. Evde muhabbet eder gibi gelişen bir dertleşme albümüdür.’

Kadıköy ile olan bağınızı şarkı sözlerinize de yansıtmanızın özel bir sebebi var mı?

‘Şarkımda bahsi geçen durumları burada yaşadığım için Kadıköy de işin içine sızıyor doğal olarak. Çünkü buradayız ve bir kişilik, bir insan gibi görüyorum ben her zaman Kadıköy’ü.’

Ruhu olan bir yer…

‘Evet, yani; bizi de besleyen ve büyüten bir yer tabii.’

Kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

‘Açıkçası kitap yazma fikriyle yola çıkmadım. Metinler yazıyor ve sonrasında o metinleri süzüp şarkı haline getiriyordum. Gerisi uzun metinler halinde kalıyordu. Bir arkadaşım bunları toplama fikriyle bana geldi. Ben de metinlerin üzerinde biraz çalıştıktan sonra derleyip toplayıp kitap haline getirdim. Onlar kitaplaşmış oldu aslında.’

Peki, denemeleri kitaplaştırmak mı daha keyifli; yoksa şarkı sözü yazmak mı?

‘Şarkı sözü yazarken müzik eşliğinde anlatıyorsunuz derdinizi. Kitap yazmak daha başka bir disiplin. Zaten uzun metinlerden pek hoşlanmıyorum. Diğer yandan da keyifli bir iş aslında.’

Devamı gelecek mi?

‘Gelir gelir… Topluyorum yine metinleri.’

90’ları nasıl değerlendiriyorsunuz?

’90’larda müziğe başladığımız dönemlerde “bu ülkede rock müzik olur mu” gibi tartışmalar vardı. Tabii bunu daha önce 70’ler ve 80’ler kuşağında yapmışlar; fakat darbeden sonra hafızalarda sanki ilk biz yapıyormuşuz gibi ya da Türkçe rock kimse yapmamış gibi bir durum oldu ve bunlar aşıldı. Daha naif bir kuşaktı 90’ların kuşağı.’

Naif derken?

‘Daha birebir ilişkisi olan bir kuşak. Düşünün ki sosyal medya ve cep telefonları yok. Sevgilinle buluşacaksan evden çıkıp jeton bulman gerekiyor ve o jetonun süresi iki dakikaysa tüm derdini o iki dakikada anlatıp iletişim kurabilmen gerek. Biriyle bir yerde buluşacaksan mesela onu ekme şansın ya da cep telefonundan ona haber verme şansın yok veya internet olmadığı için bir plak alındığında herkes o evde toplanır, yeni albümü dinleyip sohbet ederdi. Dolayısıyla daha birebir ve sözel bir kuşak olduğu için daha çok kıymet bilen bir kuşaktı. Son kuşak belki de…’

Günümüz teknolojik çağın müzisyenlere yarattığı avantajlar hep konuşuluyor. Zorlukları da yok mu peki sizce?

‘E, tabii şimdi kayıt teknolojisi çok ilerledi. Öte yandan insanlara ulaşma şansı daha kolay; ama aynı zamanda da çok zorlaştı bazı şeyler. Ne kadar çok olanak demek, diğer yandan da bir o kadar çok olanaksızlık demek. Artık insanların dikkatini beş dakikada çekmek zorundasınız. Çünkü Twitter, Facebook gibi sosyal medya platformlarında akıyor her şey. Eğer yeni başladıysanız bu işe üç dakikalık klibi insanlara izlettirebilmeniz lazım o an.’

Yeni bir albüm düşünüyor musunuz?

‘Evet, sonbahar gibi yeni bir albüm çıkarmayı düşünüyoruz.’

Albüm aynı çizgide mi çıkacak; yoksa sürpriz bir konsept ile mi karşılaşacağız?

‘Bu sefer sağ gösterip sol vurabiliriz. Kadro ona çok müsait. Sözlerde de sansür yapmıyoruz artık. Biraz şaşırtıcı bir albüm olacak herhalde.’

Başka projeler var mı?

‘Albüm dışında konserler devam ediyor. Yeni bir kitap projesi var ve yurt dışı olaylarına da bakacağız bu yıl.’

(Güldü)

‘Hayat devam ediyor!’

Bu aralar müzik dışında en çok … ile ilgileniyorum.

‘Yazmakla!’

Şu sıralar … dinliyorum.

‘İç sesimi…’

Son olarak…

‘Ben sakin bir adamım ve herkes çok sakin bilir beni. Öyleyimdir. Yalnız belli bir yaştan sonra atarlanmaya başladık nedense. O da güzel bir şeymiş. O yüzden ara sıra atarlanın sevgili Renkli Sen okuyucuları!’

KAYNAK: http://www.renklisen.com/cenk-taner-ile-program-oncesi/

 

Bir Cevap Yazın

Top