Konum
Anasayfa > multimedya > Röportajlar > “Biz bizeyiz. Forma aşkına oynuyoruz.”

“Biz bizeyiz. Forma aşkına oynuyoruz.”

Cenk Taner. Kesmeşeker’in malum sözlerinin üst düzey yetkilisi. Şimdi, 2001 yılında attığı tekil adımların yanına yenilerini ekliyor. 12 yıl sonra gelen yeni solo albüm ‘Yoldan Çıkmış Şarkılar’ ismiyle karşımızda. Ufak nüansların dışında Kesmeşeker de var burada. Şarkılar ardı ardına tali yolları işlerken 1995’in “Tut Elimi Düşmeden”i ya da 2004 yılının“Kum”u yakalanabiliyor örneğin.

Yine de çıkarımlar kişiseldir. Her bir nefes alışveriş seansı gibi.

Ada Müzik’ten çıkan ‘Yoldan Çıkmış Şarkılar’ın şahsiliği de bu kişisel çıkarımlara dayanıyor. “Zaten ben akustik bir adamımdır” diyor Cenk Taner. Ana yolların popüler duraklarından ayrılmak gerektiğini özellikle belirtiyor ve elbette yine o çamurlu sahalarda tercih edilen yalnızlığı her diyafram sıkışıklığında ses tellerine gömüyor. “Herkes bir şeyler beklemekte. Kupalar, ikramiyeler ve hayata dair ödüller. Oysa biz bizeyiz. Kendimizleyiz.”

Cadde Milliyet

‘Yoldan Çıkmış Şarkılar’la 12 yıl sonra yeniden bir solo çalışmayla çıkageldin. Albüm süreci nasıl gelişti?

Kesmeşeker’le, 2011 yılında “Doğdum Ben Memlekette” adlı bir albüm yayımlamıştık. Turnenin ardından şu anki şarkılar için çalışmalara başladık. İkinci solo albüm işine girişmek yıllardır aklımdaydı. Kadıköy’ün çocukları olarak kolları sıvadık ve sonuçta ortaya böyle bir albüm çıktı.

‘Doğdum Ben Memlekette’ hala yakınlardadır, tazedir. Hatta şu ana kimi kontrol noktalarını takiben eklenebilir; ama Kesmeşeker yok bu defa. Neden?

Benim için biraz dinlenme sürecidir bu solo albüm çalışmaları. Bir yandan 20 yıldır giden bir grup var. Uzun bir sürece sahip Kesmeşeker. Ben de bu dönemde biraz solo gitmekte sakınca görmedim açıkçası.

‘Yoldan Çıkmış Şarkılar’ın isim itibari ile aleladelikten uzak, özel bir anlatısının olduğunu umuyorum.

Ben de öyle. (Gülüşmeler) Kimileri için her şey o kadar yolunda ki; biz de “Yoldan çıkın. Belki bir deniz kıyısına ya da bir köye filan varırsınız.” deme ihtiyacı hissettik. Bu, müzikte de, edebiyatta da böyledir. Herkes bestseller’ların peşindeyken, şöyle kafayı bir çevirmek lazım değil mi ama. Süpermarketlerde kitap satılıyor. Hani her şey bu kadar da yolunda olmasın artık. “Size gösterilenden, sunulandan şüphelenin ve başka yollara çıkın” çağrısıdır aslında ‘Yoldan Çıkmış Şarkılar’. Bana bazen “Abi daha öncekiler yoldaydı da bu albümle mi şarkıların yoldan çıktı” diye soruyorlar. Elbette öyle değil. Daha öncekiler de yoldan çıkmışlardı. Şimdi ise bu kaçışı deklare ettik, diyelim. (Gülüşmeler)

İçeriğe gelirsek, grup diskografisine nazaran daha akustik anlatılar var albümde. Neredeyse albümdeki her şarkıda merkezi sound, görece daha naif işleniyor.

Solo albümler daha içsel oluyorlar tabii. Bu nedenle daha sessizlerdir ve kabullenilmeleri de uzun yıllar alır. Sound konusunda da doğrusun. Yıllardır aklımda olan yapıyı bu albüme yerleştirdik işin doğrusu. Örneğin bir Rock grubu formatındayken iki gitar, bir bas ve bir davulsundur; fakat biz burada epey farklı enstrümanlara da yer açtık. Trompet, perküsyon, klavye bunlardan birkaç tanesidir. Yani olay zenginleşti doğal olarak. Sürece fazlaca müdahil olduğumu da belirtmeliyim. Kısacası “Şu an itibari ile Cenk Taner nedir, hangi noktadadır?” diye soracak olursan bu albümü gösteririm. Artık bundan sonra gideceğim yollar bu albümün izindendir. En azından bir süre.

Peki, bu yeni solo geçişinde kimlerle çalıştın?

Veysel Çolak vardı uzun zamandır yanımızda. Mehmet Şenol Şişli var. Hakeza onunla da yıllardır birlikte çalıyoruz zaten. Davullarda Gökhan Özcan ve Çağrı Büyükçoban ikilisi vardı. Albüm ekibi böyleydi. Zaten uzun yıllardır birlikte olduğumuz arkadaşlarımızdır her biri. Haliyle kayıtlarda en ufak bir uyum sorunumuz olmadı. Bu dostluk da şarkılara sindi, diyebilirim.

Albüm kayıt süreci, Uwe Timm’e selam olsun,  “Sıcak Yaz” günlerine denk gelmiş. Şarkıların oluşum dönemlerinin ise daha önceki tarihlere ait olduğunu biliyoruz. Yine de kimi cümlelerde ve genel kavrayışlarda Gezi’ye dair olma hali söz konusu.

Evet, şarkılar Gezi’den önce yazılmıştı; ama yani o ruh hali bizim içimizde hep olduğu için bir şekilde ortaya çıkmıştır. Zamanını bekliyormuş, diyeyim. Özellikle bazı şarkılar o yaşananlara yazılmış gibi algılandı. Halbuki bir denk gelişten söz edebiliriz. Elbette bu tümüyle bir tesadüf değil. Bu denk gelme durumu; duygularımızın daima o yönde olmasından kaynaklanıyor.

LP’nin 3 numarasına, yani “Özgür Olduğunda Marmara”ya geldiğimizde, senin de sözünü ettiğin bu gündemle denk gelme halini ete-kemiğe kavuşturabiliyoruz. Peki, Marmara’daki Özgürlük ne denli önemli ve Ankara memuriyeti bu olası özgürlüğün neresinde?

Ankara, Marmara’ya bağlıdır. Her şey birbirine bağlıdır. Dolayısıyla ne Ankara, ne de Marmara birbirlerinden bağımsız olarak özgür olamaz. Gerçi günümüzde artık ne bileyim işte Asya’da bir ülke özgür olmadan da Türkiye tam özgür sayılamaz. Şarkının özünde ise bir simgesel gönderme var. Hani bütün şarkılar Akdeniz’e ya da Ege’ye filan yazılır ya; işte bu defa özne konumu Marmara Denizi’nin. Bu suların kıyısında büyümüş bir kuşak olarak bir Marmara güzellemesi yaptık orada. Türkiye’nin kalkınma çabalarının, sözde teknolojik ilerlemelerinin bedelini en çok ödeyen denizin kıyısındayız. Onun için o özgürlük gerekliliği hissedilebiliyor. Şarkı da buna dair. Ankara da bir kinayeydi. Şu günlerde daha da karşılığını bulmuş oldu elbette. (Gülüşmeler)

‘Doğdum Ben Memlekette’nin hikayesini kendimce anlatacak olsam “Metin Kurt gibi yalnızız ceza sahasında” sözünü başlığa emanet ederim. “Yoldan Çıkmış Şarkılar”da da yine benzer işleyiş ‘Hep Yarın Olsun’ şarkısıyla örülmüş. “Kadroda yıldızlar, önümüzde kupalar var sandın. Oysa hep biz bizeydik. Oynuyorduk forma aşkına.” Futbolla hayatın birbirine fena halde benzediği savı bayatladı bayatlamasına; ama bu sloganın gerçekliği hiç ölmeyecek sanırım.

Futbolda her şey oyuna nasıl baktığınla ilgili. Eskiden, hani bizim daha böyle gençlik yıllarımızda entelektüel kesim futboldan pek hazzetmezdi. Onlara bir avam oyunu gibi gelirdi futbol. Aslında öyle değil tabii ki. “Futbol fena halde hayata benzer” durumu var ya; evet, bu oyun hayatın ta kendisi. Ama tabii Metin ağabeyin de (Kurt) dediği gibi oyun borsada değil arsada güzeldir. O gözle bakarsanız oyundan zevk alırsınız; ama burada bu kadar paranın ve güç kavgalarının döndüğü bir ortamda hiçbir şeyin temiz kalması düşünülemez. Sonuç olarak bir ülkenin siyaseti, sanatı neredeyse sporu da oradadır. Bizim şarkılarımız da oyunun hayat yönüne bakmaya çabalıyor. Özellikle Metin Kurt’la tanıştıktan sonra futbolla ilgili görüşlerimiz değişmişti. ‘Hep Yarın Olsun’ şarkısında ise beklentileri anlatan satırlar mevcut. Sonuçta herkes bir şeyler bekliyor. Ödüller bekliyoruz. Bir takım ikramiyeler için can atıyoruz. Önümüzde kupalar var sanıyoruz. Ama biz bizeyiz. Bana soracak olursan en iyisi de budur aslında.

Kadıköy müziği biraz da Kesmeşeker’dir. Kesmeşeker de bir yerde Cenk Taner’e tekabül eder. Yakanın bu tarafı hayatının neresinde?

Yıllardır Kadıköy’deyiz. Şarkılarımızda Kadıköy çok geçer. Yakanın bu yanında bir samimiyet var bence. Cenk Taner ve Kesmeşeker de bu tarafa dair görülür, evet. Karşıyla buranın havası da farklıdır; Kadıköy’de yaşayanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Karmaşa yoktur, sokaklar insanı besler burada. Ne mutlu ki; ‘90’larda yaşadık, şimdi de mahallemizdeyiz.

Peki, yakın gelecekteki planlar neler?

“Andıran Otu”nun baskısı yoktu, yeniden baskıya çıkıyor. Onunla beraber bir de “Özgür Olduğunda Marmara” adlı yeni kitabımız geliyor. Şarkı, kitaba ismini verdi yani. Öte yandan müzikal olarak ben öyle uzun vadeli planlar yapan bir adam değilim. İşin yapılmasına önem veririm her zaman. Zaten bu vesileyle de Kesmeşeker bu kadar sene gelebildi. İstikrar önemlidir. Türkiye’de dört adamın bir araya gelerek müzik yapması ve üstelik yıllarca devam etmesi kolay bir şey değil.Grup müziği biraz deli işidir yani. Tabii yine de devam edeceğiz, koserlere çıkacağız, çıkıyoruz da. Kesmeşeker, buralarda kısaca. Ama şu an öncelik solo çalışmalarımdadır.

Albümde Yer Alan Şarkılar:

 

  • Bir Şehre Mehaba Dedim
  • Felek Felemenkten Geçmiş
  • Özgür Olduğunda Marmara
  • Aklımın Sibiryası
  • Geyikli Baba Uzaylılar Şarabı
  • Her şey Siyaha Giderken
  • Öyle İnce
  • Tahta Kılıçlar
  • Hep Yarın Olsun
  • Kara Şair
  • Silah Sesinde Yunuslar
  • Kadıköy Karabatakları

Twitter / @BekirzgrAybar

bekirozguraybar@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Top